Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Berat Albayrak ihtimali yeniden gündemde! Pek şüpheli ölüm! 12 vekil!  medya çetesi! 
Talat Atilla
YAZARLAR
13 Temmuz 2026 Pazartesi

Berat Albayrak ihtimali yeniden gündemde! Pek şüpheli ölüm! 12 vekil!  medya çetesi! 

 

 

Kabine değişikliği iddiaları yine siyaset gündeminin en sıcak başlıklarından biri. Elbette nihai kararı yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan bilir. Bu nedenle bu yazılanlar haliyle bir kulis bilgisi. Ancak Ankara kulislerinde dikkat çekici bir hareketlilik yaşandığı da inkâr edilemez.

Özellikle Berat Albayrak cephesinde yeniden görev beklentisinin güçlendiğine dair değerlendirmeler yapılıyor. İsmi ağırlıklı olarak Ticaret Bakanlığı için anılsa da, ekonomi yönetiminde veya üretim ve sanayiyle ilgili kritik alanlarda yeniden görev alabileceğine ilişkin farklı senaryolar da konuşuluyor.

Hareketlilik yalnızca kabineyle sınırlı değil. Bürokrasi içinde de bazı kritik görev değişikliklerinin gündeme gelebileceği ifade ediliyor. Ankara'da birçok önemli makam için kapsamlı bir revizyon beklentisi giderek güç kazanıyor.

Siyaset cephesinde ise kulisler daha da hareketli. CHP Grup Başkanı Özgür Özel başta olmak üzere bazı milletvekillerine yönelik dokunulmazlık dosyalarının yeniden gündeme gelebileceği ve yargı süreçlerinin hızlanabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Ancak...
İlk etapta Özgür Özel'in dokunulmazlığının kalkmayacağını ama Veli Ağbaba ve Ali Mahir Başarır'ın kalkacağını öngörüyorum..

Bu arada farklı partilerden 11- 12  milletvekilinin uygun zaman aralıklarıyla iktidar partisine geçmesi bekleniyor. 

Ankara'da bugünlerde konuşulan başlıklar bunlar. Önümüzdeki günlerde hem kabinede hem bürokraside hem de siyasette dikkat çekici gelişmeler yaşanması kimse için sürpriz olmayacaktır.

LINDSEY GRAHAM'IN ÖLÜMÜ: TESADÜF MÜ, MESAJI MI?

ABD'li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'ın, hesabından yapılan açıklamaya göre "ani ve kısa süren bir rahatsızlığın ardından" hayatını kaybettiği duyuruldu. 

Lindsey Graham özellikle Gazze soykırımının ve İsrail'in sınırsız bir destekçisiydi.

Gazze'ye nükleer bomba atılmasını  savunacak kadar ileri gitmişti. 
Pervasız bir kötüydü. 

Tabi şu ilginç paradoksu da dip not olarak eklemeliyim. 
Trump’ın NATO zirvesi için Ankara’ya geldiğinde Türkiye lehine açıklamalar yaptı. F-35 satışına destek verdi.  
Şaşırtıcıydı.
Şaşırdık...

Şöyle dedi; 
“F-35’lerin Türkiye’ye satışına açığım. Kongrede bir problem çıkabilir ama çözümü de bulunur. Türkiye NATO’ya çok konuda katkı sağlıyor ve çok iyi bir orduya sahip.. ” 

Graham'ın ölümünü dikkat çekici kılan yalnızca siyasi geçmişi değil, son günlerdeki diplomasi trafiği oldu. Ankara'da Türkiye lehine verdiği mesajlar ve F-35 konusundaki söylem değişikliği, ardından Kiev temasları ve Washington'a dönüşünün hemen sonrasında gelen ölüm haberi, doğal olarak birçok soruyu beraberinde getirdi.

Bu zamanlama, Ankara-Kiev-Washington hattında son 48 saatte yaşanan gelişmelerin perde arkasına ilişkin farklı değerlendirmelerin yapılmasına yol açtı. 

MEDYANIN "MAKAM KORUMA DÜZENİ" YA DA DİĞER ADIYLA 'MEDYAÇETESİ" 

Gazetecilik bir hakikati arama mesleğidir. Daha doğrusu öyle değil artık ama öyle olmalıydı. 
Öyle dönemler gelir ki, hakikatin yerini algı, haberin yerini senaryo, gazetecinin yerini ise rol yapan aktörler alır.

Bugün medyada yaşanan sorun yalnızca millete eksik ya da yanlış bilgi verilmesi değil ki... Sorunlardan birisi de bazı medya yapılarının kendi içinde bir "makam koruma düzeni" kurmuş olmasıdır. 

İşte bu medya düzenini kuranların millet, patron vesaire umurlarında değildir. 
Bu gazeteciler sadece kendileri için yaşayan, tek başlarına kaldıklarında tarlayı süren karasaban, karasabanı çeken inek kadar değerleri olmadıklarını gayet iyi bilirler. 
İneğin etinden, sütünden istifade edebilirsin ama bunlar ölmeden kokan canlı cinsi olduğu için ayakkabı bağı dahi olamayacak kadar değersizlerdir. 

Gazetecilik yapmak yerine birbirine pozisyon açan, gerçek gazetecileri manipüle etmeyi zeka zanneden, koltuklarını korumak için gerçeği eğip büken bir düzen...
Oysa tarih, bu oyunu oynayanları hiç affetmedi. Yine affetmeyecek gibi görünüyor. 

Amerikan basınında Janet Cooke, hiç var olmayan bir çocuğun hikâyesiyle Pulitzer kazandı; gerçek ortaya çıkınca ödülü geri alındı. Stephen Glass onlarca haberi uydurdu, sahte belgeler ve sahte internet siteleriyle editörlerini bile kandırdı. 

Jayson Blair ise sahaya gitmeden haber yazdı, alıntılar uydurdu ve sonunda hem kendi kariyerini hem de çalıştığı gazetenin itibarını ağır biçimde sarstı.

Türkiye'de de zaman zaman kesin hükümlerle yazılan manşetlerin, kulis diye sunulan senaryoların ve "oldu bitti" diye servis edilen iddiaların kısa süre sonra çöktüğüne defalarca tanık olduk. Bir dönem mutlak doğru diye anlatılan nice iddia, zamanın turnikesinden geçemedi. Gazetecilikte en ağır mahkeme, zamandır.

Ne acıdır ki bugün bazıları haber üretmiyor; rakip tasfiye ediyor, algı yönetiyor, sadece kendi mahallesine alkış tutuyor. 

Makamını korumak için gerçeği eğip bükenlerin ortak özelliği ise aynı: Dün söylediklerini ilk unutan yine kendileri oluyor.

Gazeteci, iktidarın da muhalefetin de propaganda memuru değildir. Gazeteci, 

gerçeğin memurudur. 
Tarafsız değil, objektif olmalıdır. 

Unutulmaması gereken bir gerçek var: Algı kısa ömürlüdür, hakikat ise sabırlıdır. Gün gelir, manşetler sararır; ama gerçek, dönüp dolaşıp yine insanın karşısına çıkar.
Aynı ve farklı medya içindeki çeteleşmiş gazetecilerin maskeli balosu uzun sürmeyebilir. 
Bu kişilere yakından bakalım! 
Kitaba mı saklayalım, buraya mı yazalım bu konuda fikirleriniz yardımcı olabilir. 

ATATÜRK'Ü GÜLDÜREN YANIT 

Mazhar Osman, Atatürk'le sohbeti sırasında "Delilik nasıl bir şey?" sorusuyla karşılaşır.
"Paşam, herkeste az da olsa bir parça vardır." cevabını verir.
Atatürk gülümseyerek sorar:
"Peki... Bende de mi var?"
Mazhar Osman hiç tereddüt etmeden cevaplar:
"Oo... Sizde herkesten bin beteri var. İçeride ve dışarıda dört iklim yedi cihana kafa tutmak, akıllı adamın yapacağı iş mi?"
Bu söz üzerine Atatürk dakikalarca güler...

VELHASIL: Kötü insan kimseye iyi niyet beslemez.  Çünkü herkesi kendi gibi görür...

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Seyfeddin Yılmaz
 13 Temmuz 2026 Pazartesi 19:50
Gazetecilik, hakikatı arama mesleğidir. Ancak, fonlama; gazetecilerin önemli bir bölümünü yandaşlık pozisyonuna getirdi. Bu da acı bir gerçek. Tarafsız ve objektif yazılarınızdan dolayı teşekkürler.
 Taşkınnn
 13 Temmuz 2026 Pazartesi 12:36
Kitabı ne bekletiyosun.yaz buraya.
 Yılmaz Vural
 13 Temmuz 2026 Pazartesi 01:47
Seviyorum sizin kaleminizi..
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime